Yasin Ceylan

Harran: Kültürlerin ve Felsefi Düşüncenin Beşiği

 

Harran yüzyıllar boyunca ticari ve kültürel etkinliklerin mekanı olarak önemli bir kent olmuştur. Adı, M.Ö. ikinci binyıla kadar giden tarihsel ve dinsel kaynaklarda anılır. Dokuzuncu yüzyılda İslam orduları tarafından ele geçirildiğinde, Yunan Felsefesi ve Helenistik kültürün öğretildiği bir felsefe okuluna sahipti. Hristiyanlığın farklı tarikatlarının egemen olduğu, çevredeki önemli bir diğer kent olan Urfa'nın tersine, Harran pagan kültürel kimliğini, müslümanlar tarafından ele geçirilmesinden sonra dahi korumuştur. Kimi tarihçiler, Bağdat'ta M.S. 830'da Abbasi Halifesi al-Ma'mun tarafından kurulan felsefe okulunun (Bayt al Hikmah=İrfan Yuvası) aslında Harran'daki okulun bir kopyası ya da Abbasi Başkentine taşınmış hali olduğunu iddia ederler.

Son üç yıldır, Harran Kaymakamı, Hacettepe Üniversitesi'nden İoanna Kuçaradi ve Harran Üniversitesi'nden Zuhal Kara'nın çabalarıyla yürütülen felsefe tartışmalarının, bugün İslam Teolojisinin merkezlerinden biri olan görkemli-modern Urfa kenti yerine, küçük Harran ilçesinde yapılması ilginç bir tesadüf olarak görülebilir, fakat daha çok felsefecilerin bir bakıma gayri iradi olarak Harran kültürünün yüzlerce yıllık seküler kimlik geleneği tarafından yönlendirildikleri izlenimini veriyor.  

Harran'ın sınırsız felsefe tartışmalarıyla, dünyanın bu köşesindeki zavallı halkın düşünce ufuklarını son sekiz yüz yıldır teslim almış, sözde dinsel batıl inançlardan ve saçma geleneklerden kurtarılması, tarihsel, Orta Doğu halklarını aydınlatma rolünü yeniden kazanması ortak dileğimizdir.

Aynı bölgede doğmuş bir felsefeci olarak, derinden duyduğum beklentilerim ya da daha çok düşlerim, bu yıllık felsefi etkinliklerin uluslararası yapıların koruması altında kurumsallaşması ve böylece felsefe çevrelerinde evrensel kabul görmesidir. Bu beklenti, kimi gelişmiş ülkeler ya da uluslararası örgütler, Harran'ın tarihsel önemine ilgi göstermedikçe ve onun evrensel misyonunun yeniden hayata geçirilmesine katkıda bulunmadıkça gerçekleşmeyecektir.

Bu şekilde zihnimizde canlandırılmış bir Harran projesi, Doğu ile Batı'nın birleştiği bir yer olabilir. Bunun sonucunda, dünyadaki tüm kültürlerin barış içinde bir arada yaşayabilmesi için küresel olarak tanınma yönünde daha gelişmiş bir dünya görüşü formüle edilebilir. Böylelikle, kimi toplulukların yaşam tarzı olarak, kimi özel kültürler, yalnızca egemen olan temel kültür ile uyum içinde olmamalarından dolayı yabancılaşmayacaklardır. Düşündüklerinden ve inandıklarından bağımsız olarak, farklı zihniyetlerin ve felsefelerin temsilcileri tarafından ortaya atılacak böyle bir küresel söylem, insanın değeri üstüne küresel uzlaşmaya da katkıda bulunacaktır.

Harran, ona felsefe kongreleri için bir dünya merkezi olma hakkını veren tarihsel şanının avantajının yanında, coğrafi bir avantaja da sahiptir. Harran, geçmişin Doğu ve Batı, Kuzey ve Güney uygarlıklarının kesiştiği kavşak noktasında yer almakta ve hala Batı felsefe okullarının ve eski Asya bilgeliğinin buluştuğu bir yer olma avantajını korumaktadır. Umarım, bu küçük ilçenin önümüzdeki yıllarda, dünyanın her köşesinden önemli felsefecilere ev sahipliği yapması mümkün olur.

 

© Prof. Dr. Yasin Ceylan, ODTÜ Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi.