Prof. Dr. Ahmet İNAM
   
         
         
   


TÜRKİYEDE YAŞAM SAHİBİNİ ARIYOR


Türkiye, dünyada çok özel bir konumu olan ülke. Geçmişinden gelen kültür zenginliği ile dünya kültürüne katkılar yapabilecek güçte, kültürel doğurganlığı olan gebe birikimi ile geleceğe yol alıyor. Yaşadığımız günlük yaşamın çelişkileri, nanılmaz tuhaflıkları, onları yorumlayıp, sanat, edebiyat, bilim yapıtlarına dönüştürebilecek gençlerimizi bekliyor. Demek ki, yalnız fiziksel, siyasal, ekonomik coğrafyamız değil, kültür coğrafyamız da, yaratıcı atılımlar yapabilecek insanımıza büyük olanaklar sunuyor. Sorun, olanaklarımızı görebilmek, keşfedebilmek sorunu. Daha çok, pragmatik, hemen sonuç veren konulara yatkınlığımızdan dolayı, düşünsel, sanatsal, bilimsel gebeliğimizi farkedemiyoruz. Gücümüzü abartanlarsa, gereksiz yalancı gebelikler oluşturuyorlar. Bu dil, bu tarih, bu sanat, bu foklorun; bu hikmet dolu kültürün değerini bilemiyoruz.

Olanaklarımızın keşfinin ardından, onları yorumlayabilecek,anlamlandırabilecek, evrensel bilgilerle donanmış, kendi kültürünü yaşayan, yaşamının anlamı üstüne aşk dolu düşünceler ortaya koyabilen insanlara gerek var.

Olanak, anlam, eylem
, bu üç sözcükle özetlenebilir, toplumumuzun yazgısı. Olanaklarımızı, kendimizi keşfetme, bir anlamda da icat etme. Bu bir. Olanaklarımızı anlamlandırma, yorumlama, bu iki. Eyleme geçip, sürekli tazelenen, yenilenen, etkinliklerde bulunma, sanatta, edebiyatta, düşüncede, bilimde yaratıcı üretim. Bu üç.

Yaşam, her dem tâze, her dem canlı, arayan, araştıran insanlarındır. Türkiye'de insan, yaşamına sahip çıkmayı öğrenmek zorundadır.