|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Prof. Dr. Ahmet İNAM |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|||
|
|
|
|
|
|
|
|
|
AVUCUMUZDA ŞİİRİSTAN Elin değil elin.
İkimizin. İçime uzat. Beşimizin,
onumuzun, hepimizin. Varlığın eli.
Elin. İçime uzat. Elin senin. Sen sen olduğun, sende cihan olduğu, cihan sana sığmadığı
için. Elini ver bana.
Elimi al benden. Elini elime kat. * Her elin bir göğü, her göğün bir eli
var. Açık, kapalı,
dolu, boş. Her elin bir göğü, her göğün bir eli. * Ellediğimizde elliyor muyuz gerçekten? El veriyor muyuz dokunduğumuza yoksa onu
el sayıp mıncıklıyor muyuz? Dokunma ne zaman bir ihlâldir ey ten? * El okşamaz, boğar da. Yumruk olur.
Tetiği çeker de. * Avcumdaki gökyüzünü, avcundaki gökyüzüne. * Karışının alnımda işi ne? Dünyan kaç
karış? * Elim yalnızca dokunmuyor. Yapıyor. İnsan,
eli olduğu için insan. İnsan, dünya gezegenini elleyen, ona el katan bir varlık.
* Tut. Elinle. Dünyayı. Tutuyorum.
Tutmasaydım, dünya çoktan dünya olmaktan çıkardı. * Avcumun içindeki
dünyayı, dünyanın içindeki avucumda gördüm de haddimi bildim. * Dostumun avucu benim okyanusumdur. * Sevgilimin avucundaki kalbim, sevgiliyi
avucuma bırakıyor. Avuçlarımız ne bir sığınak ne bir değirmen. Avuçlarımız
göğe açılan dua, yere yağan rahmet, birbirlerine kenetlenerek seyreden iki
martı. * Elim teninde yurdunu arıyor. * Elim elinde
uyuyor. * Tutsan. Tutsam. Tutuşsak, tütse
bedenlerimiz avuçlarımızdaki sonsuzluğa. * — Avuçlayabilir miyim sendeki
sonsuzluğu? — Hayır. Dokunabilirsin. — Nasıl? — Sonsuzluğunla. * Ellerimizden
yağan yağmur, insana. Hayata. * Ellenen pislikleri unutma. Gökteki
yıldızlara da bulaşırlar. * Bileklerinden bacak aralarına yürüyen
parmaklarım göğünü de taşımalı mi içine? * Ellerim, beynimle ayaklarım arasında,
ikisine de saygılı. Beynimden ayağıma Hermes,
ayağımdan beynime Eros olan ellerimde, hayatın bin bir maharetiyle çâresiz biriyim. Elliyim de çâreli
değilim. Elsiz miyim yoksa? Yâreliyim. Yâr eliyim. * El ile il arasındaki bağ, ayağımla elim
arasındaki bağla bağlanabilir mi? İlim, yurdum, toprağım, ellerimle
işlediğimde ortaya çıkıyor. Elimin değmediği yer yurdum olabilir mi? Elim
değmezse ilim ellerin olur. * Tüt ile tut arasındaki havadaki iki
nokta farkı bize ne söyler? Tütüşmek sözcüğü neden
unutulmuş dilimizde? Karşılıklı tütmeyi bildiğimiz hâlde? Tütüşük
gönüllerin tûş olamayışından mı? * Ellerin buhurdanında tüten nedir?
Kaygıdır. Sevinçtir. “Tut beni” çiçeği açar avuçlarımda, gözyaşlarınla yağar mısın
üstüne? * Kelepçe, beynimize, yüreğimize
vurulmadıkça ellerimiz özgürdür. * Dil, eli dövebilir de sevebilir de. Oysa
saygı duymalıdır. El dilin ağabeyidir, ondan önce doğmuştur. “Dil varlığın
evidir” denirken elin hakkı yenmiştir. El ilin evidir. * El dilin balkonudur. Sevgili ellenince
dillenir. Dillenince ellenir. * (Ellenince sözü
yanlış anlaşılmamalı. Ellenmek, eli harekete geçirme, eli devingen kılma, el
olma, el hâline gelme demek.) * Sazımın eli beni çalıyor. Sazım ve elim
sevgilime dahil oluyor. * Elden gelen şifâ,
çok defa, doğaya vefâ * Topacık ellerini
söyleyen türkülerle sevgilim sana dahil oldum. * Biz hayatı şiir şişesinin dibinde
görenlerde hayalleri elleme huyu vardır. Sevgili hayalini getirir, biz
okşarız. * Geceleri ellerimize gelirler. Okşatmak
için kendilerini. Şiir derler kendilerine. Odamın buğulu camının önünde
onlara hohlayarak dahil olurum. * Şiir elimizde oturur, elimiz şiirde
oturduğu için. * Avucumuzda şiiristân
yıldızlara dua ederiz. ----------------------- Aralık
2007, Ankara |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
||
|
|
|
|||
|
|
|
|
||
|
|
İletişim Bilgileri : |
|
||
|
|
Adres: Orta Doğu Teknik Üniversitesi,
Felsefe Bölümü, 06531 Ankara, Türkiye |
|
||
|
|
|
|
||